Meridyen Hukuk & Danışmanlık

LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKARMA DAVASI VE AYRILMA AKÇESİ

  1. GENEL OLARAK

Mevzuatımızda ortaklıktan çıkarma üç farklı durum için düzenlenmiştir. İlki şirket ana sözleşmesinde belirtilen durumların gerçekleşmesi, ikincisi haklı sebeplerin varlığı halinde şirket tarafından açılan dava ile ortaklıktan çıkarma, üçüncüsü ise ortak tarafından açılan şirketin haklı sebeple feshi davası kapsamında ortaklıktan çıkarmadır. Neredeyse bütün limited şirketlerin ana sözleşmesinde ortaklıktan çıkarma hali düzenlenmediği için çoğunlukla ikinci ve üçüncü hal karşımıza çıkmaktadır. Biz bu yazımızda ikinci durum üzerine yoğunlaşacağız.

Haklı sebep kavramının mevzuatta bir tanımı bulunmamakla birlikte sübjektif bir kavramdır. Haklı sebep, sübjektif bir kavram olduğundan saptanması da her somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından takdir edilmektedir. Her ne kadar mevzuatımızda ortaklıktan çıkarma davası için haklı sebepler belirlenmemişse de kollektif şirketlerin feshine ilişkin haklı sebepleri düzenleyen TTK m. 245 hükmünün kıyasen uygulanabileceği öğretide kabul edilmektedir. Bunlar;

a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması,

b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,

c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması,

d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebeplerdendir.

Bu sebepler sınırlayıcı olmayıp kıyasen uygulanabilecektir. Limited şirkette ortaklıktan çıkarma için haklı sebebin varlığı tek bir unsura bağlıdır. Bu unsur, şikayet konusu maddi olguların ortağın şirkette devamını çekilmezlik düzeyine ulaştırmış olmasıdır. Ayrıca haklı sebebin oluşması için ortağın kusurlu olması da gerekmemektedir. Ancak kusuru ile şirketi zarara uğratan ortaktan verdiği zararlar talep edilebilecektir.

Haklı Sebep Sayılabilecek Bazı Olaylar;

  • Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi,
  • Sadakat yükümlülüğünün ihlali (şirket sırrının ifşası, rekabet yasağının ihlali),
  • Ortağın şirket çalışanlarına karşı ahlaka aykırı davranışlar sergilemesi,
  • Ortağın diğer ortaklara hakaret veya küfür etmesi veya dövmesi,
  • Şirket işleyişiyle ilgili bilgi verilmemesi,
  • Sorumluluğundaki bilgiler talep edilmesine rağmen paylaşmaması,
  • Diğer ortaklara yönelik haksız suç duyurusunda bulunulması,
  • Müdür olan ortağın şirketi genel kurula çağırmaktan imtina etmesi,
  • Ortakların emeklerini de kattığı durumlarda ortağın mazeretsiz işe gelmemesi, habersiz ve izinsiz yıllık izin kullanılması.

Haklı sebepler burada sayılanlarla sınırlı olmayıp somut olaya göre diğer ortaklar için ortaklıkta bulunmanın çekilemez hale getiren tüm sebepler haklı sebep sayılabilecektir.

B.DAVA SÜRECİ, GÖREV ve YETKİ

Bir ortağa karşı çıkarma davası açılmadan önce mutlaka genel kurulda ortağın çıkarılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Olağanüstü genel kurul, müdürlerin ticaret siciline başvurusu ve ortaklara genel kurul daveti yapılması ile gerçekleşir. Genel kurul kararında detaylı olarak çıkarma sebepleri de yazılır ve karar tescil edilir. Genel Kurulda belirli bir süre belirlenmemişse gecikmeksizin dava açılır. Dava şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde görülür. Dava basit yargılama usulüne göre görülür.

C. ORTAKLIKTAN ÇIKARMA PAYI (AYRILMA AKÇESİ)

Ortaklıktan çıkarma davası açıldığından ayrılma akçesinin davalı ortağa ödenmesini talep etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak öğretide Mahkemenin talep edilse de edilmese de ayrılma akçesinin hesaplanıp davalı ortağa ödenmesine karar verilip verilmeyeceği hususu tartışmalıdır.

Eğer davalı ortağa ayrılma payı derhal ödenmek istenmiyorsa dava dilekçesinde bu hususta bir talep eklenmeyip, mahkemeyi de taleple bağlılık ilkesi uyarınca bu yönde bir karar vermemeye zorlanabilecektir. Bu şekilde hareket edilirse ortaklıktan çıkarılan kişi dava sonrasında ayrılma payı için ayrıca dava açması gerekir ve ayrılma akçesini elde etme süresi oldukça uzamış olur.

Ayrılma payı hesaplanırken şirketin değeri hesaplanacaktır. Şirketin değeri ise sahip olduğu bina, arazi, taşıt, fabrika, marka, patent, müşteri çevresi gibi unsurlara bakılarak belirlenecektir. Bu sebeplerle dava sürecinde bilirkişi raporu alınana kadar şirketin malvarlığını arttırmamak, şirketi borçlandırmak ayrılma payının daha düşük çıkmasını sebep olabilecektir.

Ayrılmanın ne zaman gerçekleşeceği belli olmadığından, ayrılma akçesinin ayrılma tarihindeki karşılığının tam olarak belirlenmesi mümkün değildir. Bu sebeple doktrinde, TTK m. 202/2, m. 531 ve m. 493/5’in kıyasen uygulanmasıyla ayrılma akçesi olarak esas sermaye payının “karar tarihine en yakın değerine” hükmedilmesinin uygun olacağı ifade edilmektedir. Yargıtay da aynı görüştedir.

*Av. Enes Aliş, LLM tarafından kaleme alınmıştır.

Detaylı bilgi almak için hukuk büromuz ile irtibat kurabilirsiniz.

Scroll to Top